Yakamoz S-245

YAKAMOZ S-245 İNCELEME


TÜR: AKSİYON, POST APOKALİPTİK, DRAM


YÖNETMEN: TOLGA KARAÇELİK, UMUT ARAL


OYUNCULAR: KIVANÇ TATLITUĞ, ÖZGE ÖZPİRİNÇCİ, ERTAN SABAN, ECE ÇEŞMİOĞLU, JERRY HOFFMANN, ECEM UZUN, ONUR ÜNSAL, ERSİN ARICI


Merhaba Onyxopolisçiler, çok uzun bir aranın ardından sizlerle birlikteyiz. “Hakkımızda” sekmesinde de bahsettiğimiz gibi bizler üniversite öğrencisiyiz ve bayağıdır film veya dizi izle, incelemesini yaz falan derken bunlarla uğraşacak vakit bulamıyorduk. Sadece şiir köşemize yer verebiliyorduk. Şimdi ise sizlerin karşısına bir başka Netflix dizisi olan ve bu sefer yerli bir dizi olan Yakamoz S-245 ile çıkıyoruz.



Yakamoz S-245, Belçika yapımı olan bir başka Netflix dizisi “Into The Night”ın Spin-off’u. Into The Night dizisinde güneş bildiğiniz patlıyor, güneş ışınlarına maruz kalan herkes iç organlarına kadar kavrulup ölüyor. Dizinin baş karakterleri ise bir uçakta ve daima batıya doğru uçarak güneşten kaçıyorlar. Into The Night dizisini teması hoşuma gitmediği için izlememiştim. Bu diziyi görünce evvela onu da izledim ve beğenmedim. Çok mantık hatası vardı ve dizi akmıyordu. Bu dizide de birçok kez mantığınızı zorlayacak sahne var fakat en azından akıyor ve sizleri bağlatıp kendini izlettirmeyi başarıyor.



Dizi Arman adında kendi denizaltısı olan bir bilim adamı ile başlıyor. Bu ağabeyimizin yanına eski sevgilisi Defne ve onun nişanlısı geliyor. “Ne alaka?” demeyin, hikâyenin ilk dönüm noktası. Bu ikili de Arman gibi bilim insanı ve gece vakti Arman’ın denizaltısıyla bir araştırma dalışı yapmayı planlıyorlar. Arman da kabul ediyor ve yanlarına Defne’nin bir öğrencisi olan Rana’yı ve arkadaşları Cem ile Felix’i alıp “Oya” isimli denizaltıyla dalış yapıyorlar daha sonra da aldıkları bir mesajda güneşin patladığını ve yayılan ışınların güneş doğduğunda insanları öldürdüğünü öğreniyorlar. Aynı mesajda Kos (İstanköy) Adası’nda bir sığınak olduğunu öğreniyorlar. Kos’a ulaşmayı başarıyorlar fakat denizaltıları da pert oluyor. “Ne yapacağız?” diye düşünürken bir anda denizden askeri bir denizaltı satha çıkıyor. İsmi “Yakamoz S-245” olan bir Türk denizaltısı. Denizaltının mürettebatıyla beraber Kos’ta sığınağı ararlarken bir bankada hayatta kalan fakat can çekişmekte olan birini buluyorlar. Bu kişi kendini bankanın kasasına kilitleyip hayatta kalmış ama çok da işe yaramamış. Bu kişi onlara adada sığınak olmadığını söylüyor. Buna rağmen aranmaktan vazgeçmeyen çok zeki karakterler olmayan sığınağı arayadursun bankanın kasasındaki deste deste paraları gören askerler Dünya’nın düştüğü duruma bakmaksızın her Türk’ün yapacağını yapıyor ve paraları ceplemeye başlıyor. Ne yazık ki Güneş’in ışınları tarafından kısa devre sonucu bozulan bankanın güvenlik sistemi onlar içerdeyken tekrar çalışıyor ve onları kasaya kilitliyor. Silah arkadaşları da açmanın bir yolunu bulamayınca onları mecburen gözleri yaşlı orada ölüme terk ediyor. Sonrasında herkes güneş batmadan Yakamoz’a biniyor ve Yakamoz suyun altına batıyor. Into The Night’da uçak ile kaçıyorlardı, bunlar denizaltıyla kaçıyor. Fakat mürettebat arkadaşlarının ölümünden bizimkileri suçluyor. Bunlara kötü davranıp ölümle falan tehdit ediyorlar. Bu gergin ortamda mürettebatın ve kahramanlarımızın hayatta kalma mücadelesi dizi boyu sürüp gidiyor.



DİZİYİ NASIL BULDUM?


İlk iki bölüm bayağı sıkıcıydı. Anlatmayı bıraktığım yer olan üçüncü bölüm ve sonrası heyecanlı ve sürükleyici. Hatta o kadar sıkıcıydı ki yukarıda ilk iki bölümü yazarken bayağı sığ anlattım. Söylediğim gibi Spin-off’u olduğu Into The Night’dan daha iyi. Oyunculuklar güzel, hikâye her ne kadar diğer dizinin temasını beğenmedim desem de burada güzel işlenmiş. Biraz basit geldi gözüme, masraftan kaçınmışlar ama amaç gözümüzü görsel efektle boyamak değil heyecanlandırmak ve germek, bu yüzden takılmaya gerek yok. Karakterler çok gıcık, boğazlayasın geliyor bazılarını ama içlerinde bulunduğu durum göz önüne alındığında mantıklı. Yani anlayacağınız sağlam bir bilim-kurgu, gerilim.


İyi Seyirler!




9 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör